Çarşamba 10 Haziran 2026 - 15:17
Bekleyenlerin Genel Görevleri

Havza / Bekleyenlerin görev ve sorumlulukları, yalnızca gaybet dönemine özgü değildir. Belki de bunların gaybet dönemi görevleri arasında sayılması, vurgulama amacıyladır.

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre İmam Zaman ile (Allah onun zuhurunu acil kılsın) ilgili öğretileri yaymak amacıyla hazırlanan "İdeal Topluma Doğru" başlıklı Mehdevîyet konuları dizisi siz değerli okuyuculara sunulmaktadır.

Bekleyenlerin görev ve sorumlulukları hakkında çok şey söylenmiştir. Ancak kısaca ifade etmek gerekirse, insanların bu dönemdeki görevleri iki kısma ayrılır:

Genel Görevler

Bu görevler, Masumların (a.s.) sözlerinde gaybet çağı yükümlülükleri arasında anılmıştır. Fakat yalnızca bu döneme mahsus değildir ve her zaman yerine getirilmesi gerekir. Muhtemelen bunların gaybet dönemi görevleri arasında zikredilmesi, önemini vurgulamak içindir.

Bu görevlerden bazıları şunlardır:

1. Zamanın imamını tanımak

Her dönemde — özellikle de gaybet çağında — İslâmî öğretilerin takipçilerine vurgulanarak tavsiye edilen görevlerden biri, o zamanın imamını tanımak ve ona dair marifet kazanmaktır.

İmam Sâdık (a.s.) şöyle buyurmuştur: “İmamını tanı; çünkü eğer imamını tanırsan, bu işin (zuhurun) erken ya da geç olması sana zarar vermez.”  (el-Kâfî, c. 1, s. 371)

Şüphesiz imamı tanımak yüce Allah’ı tanımaktan ayrı değildir; bilakis onun bir boyutudur. Nitekim marifet duasında yüce Allah’a şöyle arz ederiz: “Allah’ım! Kendini bana tanıt; çünkü eğer sen kendini bana tanıtmazsan, Peygamber'ini tanıyamam.  
Allah’ım! Resûlünü bana tanıt; çünkü eğer Resûlünü bana tanıtmazsan, hüccetini tanıyamam.  
Allah’ım! Hüccetini bana tanıt; çünkü eğer hüccetini bana tanıtmazsan, dinimden saparım.”  

(el-Kâfî, c. 1, s. 342)

Masumların (a.s.) rivayetlerinden açıkça anlaşılmaktadır ki yüce Allah’a kullukta bulunan bütün fazilet ve değerler, imamı tanımaya ve bu marifete bağlı kalmaya dayanmaktadır.

2. Ehl-i Beyt’e (a.s.) sevgide sebat etmek

Her çağda bizim önemli görevlerimizden biri, Allah’ın dostları makamında bulunan Peygamber’in Ehl-i Beyti’ne (s.a.a.) sevgi ve muhabbet beslemektir. Son Masum Önder’in (a.f.) gaybet döneminde, İmam'ın gizli yaşayışı sebebiyle bazı etkenler insanı bu önemli görevden uzaklaştırabilir. Bu yüzden rivayetlerde, o mukaddes nurlara olan sevgide sebat edilmesi tavsiye edilmiştir.

Unutmayalım ki bu sevgi, yüce Rabbin emridir. O Hazret (a.s.) daha dünya hayatına başlamadan yıllar önce temiz insanlar ona sevgi göstermişlerdir. Eşref-i Enbiya ve son ilahî elçi Resûl-i Ekrem (s.a.a.), son vasîsinden söz ederken en büyük sevgi ifadelerinden biri olan: “Anam babam ona feda olsun!” ifadesini kullanmıştır. Peygamber (s.a.a.) şöyle buyurur: “Anam babam ona feda olsun! O, benim adaşım ve bana benzer. Ayrıca İmrân oğlu Musa’ya da benzer. Onun üzerinde nurdan örtüler vardır...”  
(Kifâyet ül-Eser, s. 156)

Yine Ali b. Ebu Tâlib (a.s.), son İmam'ın zamanına değinerek şöyle buyurmuştur: “Peygamber'inizin Ehl-i Beyti’ne bakınız. Eğer onlar sessiz kalıp evlerine çekilirlerse siz de yerinizde kalın. Eğer sizden yardım isterlerse onlara yardım edin. Şüphesiz Allah Teâlâ, Ehl-i Beyt’imizden bir adam aracılığıyla ferahlık verecektir. Anam babam ona feda olsun! O, cariyelerin en hayırlısının oğludur.”  (Bihâr ül-Envâr, c. 34, s. 118)

Hallâd b. Saffâr der ki: "İmam Sadık’a (a.s.) 'Kâim doğmuş mudur?' diye soruldu. Hazret (a.s.) şöyle buyurdu: “Hayır; fakat eğer onu idrak edersem, hayatımın günlerini ona hizmet ederek geçiririm.”  
(Bihâr ül-Envâr, c. 51, s. 148)

Başka bir rivayette İmam Bakır (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Biliniz ki eğer o günü idrak etseydim, canımı bu işin sahibine saklardım (ona adardım).” (Bihâr ül-Envâr, c. 52, s. 243)

Yukarıda zikredilen rivayetlere göre, Ehl-i Beyt’e (a.s.) — özellikle de son ilahi Hüccet'e — gaybet döneminde sevgi beslemenin çok önemli ve değerli bir iş olduğunda hiçbir şüphe yoktur.

3. Takvalı olmak ve ilahi takvaya riayet etmek

İlahi takva her zaman gerekli ve vaciptir. Ancak gaybet döneminde özel şartlar sebebiyle daha da büyük bir öneme sahiptir. Çünkü bu dönemde, insanları saptırıp yanlış yola sürüklemek için birçok etken bir araya gelmiştir.

İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz bu işin sahibinin bir gaybeti vardır. O hâlde kul Allah’tan sakınsın ve dinine sımsıkı sarılsın.”  
(Kemâl üd-Dîn, c. 2, s. 343)

4. İmamların (a.s.) talimatlarına uymak

Bütün imamlar (a.s.) tek bir nur olduklarından, onların emir ve sözleri de aynı hedefi takip eder. Bu nedenle onlardan birine uymak, hepsine uymak demektir. Onlardan birinin erişilebilir olmadığı zamanlarda, diğerlerinin talimatları hidayet yolunun ışığıdır.

Yunus b. Abdurrahman şöyle der: "Musa b. Cafer’in (a.s.) huzuruna girdim ve şöyle dedim: 'Ey Allah’ın Resûlü’nün oğlu! Siz mi hak ile kıyam eden Kâim’siniz?' O da şöyle buyurdu: "Ben hak ile kıyam edenim; fakat yeryüzünü Allah’ın düşmanlarından temizleyecek ve zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi onu adaletle dolduracak olan Kâim, benim soyumdan beşincisidir. Onun uzun bir gaybeti olacaktır; çünkü canı için korkacaktır. Bu gaybet sırasında bazı topluluklar dinden dönecek, bazıları ise sabit kalacaktır.'
Sonra şöyle buyurdu: 'Ne mutlu bizim Şiilerimize ki, Kâim'imizin gaybeti sırasında bizim ipimize sarılırlar, bize olan bağlılıklarında ve düşmanlarımızdan uzak durmalarında sebat ederler. Onlar bizdendir ve biz de onlardanız. Onlar bizim imamlığımızı kabul etmişlerdir, biz de onların Şiiliğini kabul etmişizdir. Onlara ne mutlu, yine onlara ne mutlu! Allah’a yemin ederim ki kıyamet gününde onlar bizim derecelerimizde bizimle beraber olacaklardır.'" 

(Kemâl üd-Dîn ve Tamâm ün-Ni‘me, c. 2, s. 361)

Devam edecektir...

Kaynak: Hudamurad Selimiyan'ın Mehdeviyet Dersnamesi kitabından alınmıştır.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha